dictator

gaykedi: "ben mi yanlış görüyorum, arkada gözüken bizim abdullah değil mi? sansürcü bir ülkenin cumhurbaşkanı olarak pasta sırası ona mı geliyor yoksa?"

AdWords Webinar'ları Sayesinde Hesap Performansınızı Arttırın

Google

AdWords Webinar'ları Sayesinde Hesap Performansınızı Arttırın

Merhaba,

AdWords Webinar'larına Hoşgeldiniz! AdWords webinar'ları Google AdWords uzmanları tarafından sunulan çevrimiçi (online) eğitimlerdir. AdWords hesabınızı daha iyi anlamanıza ve daha etkili bir şekilde yönetmenize yardımcı olacak farklı farklı konularda olan sunumları izleyebilir, AdWords uzmanlarına online olarak sorularınızı yöneltebilirsiniz. Webinar'lar aklınıza gelebilecek soruları yanıtlamak ve Google AdWords ile satışlarınızı ve markanızı nasıl büyütebileceğinize dair önerilerde bulunmak için tasarlanmıştır.

Size sunacağımız ilk webinar'ımızda AdWords hesabınızı nasıl optimize edeceğinizi gösterecek ve hesap performansınız hakkında sıkça sorduğunuz soruları yanıtlayacağız. Webinar sonrasında yer alan soru & cevap kısmında uzmanlarımıza sorularınızı yöneltebilir, diğer katılımcıların ve kendi sorularınızın yanıtlarını anında alabilirsiniz.

Merak Ettikleriniz ?

  • Yenilenmiş Adwords Arayüzü'ndeki değişiklikler nelerdir?
  • Nasıl daha fazla satış yapar ve daha fazla müşteriye ulaşabilirim ?
  • Websitemin trafiğini nasıl arttırabilirim?
  • AdWords performansımı arttıracak ve kampanyamın geri dönüşlerini daha iyi ölçebilecek ücretsiz araçlar nelerdir?

Tüm webinar listesini inceleyebilir ve arşivlenmiş webinar'ları istediğiniz zaman izleyebilirsiniz: www.google.com.tr/intl/tr/adwords/webinars/. AdWords performansınızı nasıl arttırabileceğinize yönelik ipuçları için AdWords Webinar'larını kaçırmayın.

AdWords e-posta adresinizi ve 10 haneli hesap numaranızı kullanarak erken kayıt fırsatını kaçırmadan kayıt olun!

Teşekkürler,

Google Adwords Webinar Ekibi

© 2009 Google


Fwd: Fw: Su Nasıl İçilmeli (Tıbbi Bilgi...)...BAHATTİN KARAGÖZ...


 

 Su Nasıl İçilmeli (Tıbbi Bilgi...)
İnsan midesinin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır.
 
Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse 
doğrudan doğruya onikiparmak bağırsağına geçer.
 
Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında
 
Waldeyerin mide caddesi denen bir oluk bulunur.
 
Sıvı gıdalar bu yolu takip ederek
 
zaten devamlı küçük bir açıklığı olan mide çıkışını(pilor) geçerek
 
12 parmak bağırsağına (duodenum) geçer.
 
Eğer insan sıvı gıdayı oturarak içerse bunlar önce midede birikir,
 
asitle karışarak mikropları ölür ve sonra 12 parmak bağırsağına geçer.
 
Bu durumda oturarak su içme usulüne uymakla insan
 
kolera da dâhil, birçok insan hastalıklarından korunmuş olur.

 
Rastgele yerde meşrubatı alıp ayakta içenler bu 
tehlikeye daha fazla maruz kalırlar.
 
 

Dr.Ümit ÖZTÜRK

00 356 99174230,_.___

.

__,_._,___

 

 


TSK bu savaşı kazanamaz

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un “TSK’ya karşı medya üzerinden asimetrik psikolojik bir harekat” yöneltildiği tespit ve şikayetini daha çok tartışacağa benzeriz, tartışmalıyız. Lafı uzatmadan, Org. Başbuğ’un tespitine ana hatlarıyla katıldığımı söylemek isterim. Bu süreç belirgin bir şekilde, Org. Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olmasının arifesinde başlamışa benziyor. O gün bugündür, internet, yazılı ve görsel medya ve diğer iletişim teknolojileri de kullanılarak TSK’ya yönelik yoğun bir kampanya yürütülüyor.

Bu kampanyada “yalan” da var, “abartı” da; ama bolca da “gerçek” mevcut. Değişik askeri karargâhlardan edinilip medyaya sızdırılan belgelerden ve bazı muvazzaf ve emekli subayın yasadışı telefon ve ortam dinlemeleri sonucu edinilmiş ve medyada dolaşıma sokulmuş muhabbetlerinden söz ediyorum. Bu kayıtlar yasadışı ancak birçok basın kuruluşu yöntemi sorgulamayıp veya sorgularmış gibi yapıp “kamu yararı” olduğu gerekçesiyle bunları geniş bir şekilde yayınlıyor. TSK’nın bütün bu bombardıman karşısında yapabileceği ve yaptığı çok fazla şey yok. Ne haftalık basın brifingleri, ne de Org. Başbuğ’un sık sık düzenlemek zorunda kaldığı basın toplantıları bu kampanyaları geçersiz kılmaya yetmiyor.

Roller değişti

Evet tam “asimetrik” bir durum söz konusu. Tıpkı yakın tarihimizde olduğu gibi. Fakat eskiden pozisyonlar tam zıttı: TSK, kimi zaman “irtica”, kimi zaman “bölücülük”, kimi zaman da “yıkıcılık” olarak tanımladığı iç tehditlere karşı bu ülkede yıllarca çok yoğun psikolojik harekat yürüttü. Çok uzaklara gitmeye gerek yok, 28 Şubat sürecini hatırlayalım: Andıç rezaleti zaten biliniyor. Medyaya verilen “irtica brifingleri” ve bunlardan hareketle yapılan, yalan-yanlış bilgilerle dolu yayınlar da malum. Ayrıca gazeteci kılıklı bazı şahısların dolaşıma soktuğu video kasetlerin kaynağında askerlerin olduğunu zaten tahmin ediyorduk; şimdi kesinleşti gibi.

TSK, medya üzerinden kamuoyunu yönlendirmeyi pek severdi ve bunda hayli başarılı olduğunu düşünürdü. Fakat geçen süre zarfında bu başarıların kalıcı değil aldatıcı olduğunu çok bariz bir şekilde gördük: Ne PKK bitirilebildi ve üzerinde yükseldiği zeminle bağı koparabildi; ne de siyasal İslamcılık marjinalize edilebildi. Bugün geldiğimiz noktada irtifa ve itibar kaybedenin TSK olduğunu görüyoruz.

Bununla birlikte çok ciddi bir olgunun altını çizmek şart: Bugün TSK başta olmak üzere hoşlanmadıkları kesimlere karşı asimetrik bir psikolojik harekat yürüten odaklar geçmişten hiç ders almamışa benziyorlar. Deneyimlerimiz ışığında rahatça şunu söyleyebiliriz: 21. yüzyılda medyayı bir psikolojik savaş silahı olarak kullanmak isteyen çoktur ama bizde de gördüğümüz gibi çok zaman geçmeden bu silah ellerinde patlar.

TSK’nın yıpratılmasından derin rahatsızlık duyan bazı kişilerin “neden asker aynı şekilde cevap vermiyor? Onların elleri armut mu topluyor? Mesela neden onlar da diğerlerini dinleyip bunları medyaya vermiyor?” türü yakınmalarına tanık oluyoruz. Burada çok büyük bir tuzak gizli. Eğer TSK, iyice bunalıp eski yöntemlere başvurmaya kalkar ve dolayısıyla Org. Başbuğ ile başlayan “açılma ve şeffaflaşma” sürecini rafa kaldırırsa hem kendisi, hem bu ülke çok daha fazla kaybeder.

Balbay’dan mektup var

Meslektaşım ve arkadaşım Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay cezaevinden iki sayfalık bir mektup yollamış. Kişisel bölümlerini atlayıp sözlerinin bazılarını aktarmak istiyor ve kendisinin en kısa zamanda tahliye olmasını diliyorum:

“Ben yakın tarihimizi, yani şu anda tartışılmakta olan dönemi sadece ve sadece gazeteci olarak yaşadım, tanık oldum. Evet pek çok tartışmalı habere imza attım. Gerektiğinde de belgesini ortaya koydum. Bunun bir ‘terör faaliyeti’ olarak algılanacağını hiç düşünmemiştim.

Gabriel Garcia Marquez’in bir sözü var: ‘Gazeteci yaşadığı çağın tanığıdır.’ Ben de bunu yaptım.

Bizim meslekte genellikle meslek dayanışması yok. Hatta tam tersi. Bu konuda iyi bir deneyim edindim.

İddianamede benimle ilgili bölümün çok büyük kısmı notlardan yapılan özel seçkilerden oluşuyor. Kimi notlar özetlenmiş, kimilerinde anlamı tümüyle değiştiren ekleyip çıkarmalar yapılmış.

Bütün bunlar bir yana, altısı belgelere dayalı 23 kitap yazmış, 29 yıllık bir gazeteci olarak gazeteci olduğumu ispatlamaya çalışacağım.

Yargılanmamayı elbette düşünmüyoruz, düşünemeyiz. Ancak tutukluluğun ‘peşin ceza’ya dönüşmüş olmasını da kabul edemiyoruz.”
Ruşen Çakır

DİKKAT! Kredi kartında yeni oyun

Bankaların kredi kartında yeni oyunu! Bu aidat oyununa düşmeyin...
Kredi kartları aidatlarına yönelik tüketicilerden gelen tepkiler büyürken, bankaların kredi kartı aidatı almak için her gün yeni yöntem geliştirdikleri ortaya çıktı.   

Bankalar yeni sözleşmelere ‘ilk yıl alınmaz’ ibaresi koyarak daha sonraki yıllarda kart aidatı almayı garantiliyor. Bankaların, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) kredi kartı aidatları ile ilgili gelen şikayetlerin artması üzerine, kredi kartlarından ilk yıl aidat almadıkları, aidat tahsilatını ikinci ve üçüncü yıldan itibaren almaya başladıkları belirlendi.

Bu yöntemle bankaların kredi kartlarından aidat alınmıyormuş gibi hareket ettikleri bildirildi. Son dönemde kredi kartı aidatlarına ilişkin tartışmaların artması üzerine, tüketicilerin kredi kartı alırken bankalardan ne kadarlık aidat alındığını sorduklarını tespit edildi.

Bankaların, bu durumu aşmak için, kredi kartlarından ilk yıllarda aidat almama formülü buldukları belirlendi. Kredi kartı pazarlayan banka personelinin de, müşterilere ‘Kredi kartından aidat alınmıyor’ dediği öğrenildi. Bu yöntemle tüketicilerin kredi kartından aidat alınmadığını düşünerek, bankadan kredi kartı aldıkları bildirildi.

SONRAKİ YILLAR İÇİN ÜCRET ALINIYOR

Ancak aynı bankanın kredi kartı sözleşmesine, ‘ilk yıl kredi kartından aidat alınmaz’ şeklinde hükümler koyarak, ilerleyen yıllarda aidat alınmasının önünü açtığı tespit edildi. Bu gelişme üzerine BDDK, kredi kartlarından alınan aidatlarla ilgili, daha geniş kapsamlı bilgiler yayınlamaya başladı. Bu çerçevede, ilk yılın ardından ikinci ve üçüncü yıllarda kredi kartlarından aidat alan bankalar teşhir ediliyor. Böylece, tüketicilerin aidatlar konusunda kandırılmasının önüne geçiliyor.

Kart alırken dikkat!

BDDK yetkilileri, kredi kartı almak isteyen tüketicilerin, BDDK’nın internet sitesinde yayınlanan bankalarla ilgili kredi kartı özelliklerinin tamamını incelemesini tavsiye ediyor. BDDK, tüketicilere, ‘kredi kartı faiz ve aidatlarını karşılaştırmadan kart almayın’ uyarısında bulundular.